2 Ocak 2010 Cumartesi
15 Aralık 2009 Salı
14 Aralık 2009 Pazartesi
üsküdar'da kuş evi

''uçun kuşlar uçun doğduğum yere'' ile başlıyor şiir.
doğduğumuz yere doğru uçuyoruz.
geldiğimiz yere göçüyoruz.
biliyoruz ki ''vema rabbuke bi zallamin lil abid'' hükmüne doğmak için öleceğiz.
tarihin bir kesitinde kapılarını bize açan bir bahçeye dikeceğiz sözlerimizi.
yeşerdikçe içimiz felaha ereceğiz.
avuçlarınızı kalbinizin sesine açın.
kanatlarınızı avuçlarınızdan esen rüzgarın sözlerine teslim edin.
sizi geldiğiniz yere yani evinize taşıyacaktır.
buradaki her kanat sesi rüzgarınızı güçlendirsin.
her ev varacağınız evin adımlarına yaklaştırsın sizi.
sözün ve sesin rengine rüzgar olan bedenlerin aşkı için.
''İmana ermiş olup doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, sürekli içinde kalmak üzere cenneti hak edenler de işte bunlardır.''
üsküdar'dan bir gece galata'ya bakmak

''Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır''.
güneşi yakalayıp koynuna sokacak bir el arıyor şehir.
göklerin içinden çeşmesi durmadan akan güneş suyunuda.
divan şairimiz nedim ''bir sengine yekpare Acem mülki fedadur'' der istanbul için.
göklere elini verenlerin ve toprağına adalet ekini ekenlerin istanbul'u nerede?
yeni yeni istanbul eskiye dönüyor.
camileriyle, tekkeleriyle, çeşmeleriyle...
bir taş atılıyor acem mülküne eşdeğer olan taşa.
silkelendikçe üzerine sinmiş olan sisli hava dağılıyor.
güneşin batışı geceyi haber veriyor.
gece müjdeyi.
''sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır''
gecenin üstünde bir gece vardır.
yarın doğacak bir güneşi muştulayan.
rengarenk bir sel alacak burçlarını şehrin.
''göklerin ve yerin dili''ne yapışırsa şehremin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

